Hesap Oluştur


Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Harry Potter and the Half-Blood Prince İnceleme

#1
[Resim: i1.jpg] Çok az çocuk okulların açılmasına sevinir. Büyük çoğunluğa eğlenceli yaz tatilini bırakıp sıkıcı okullara dönmek zor gelir. Ancak Hogwards'da okusalardı eminim hepsi, tatili değil de okulun açılmasını bekleyeceklerdi. Harry Potter kendine fantastik edebiyat ve sinemada özel bir yer edindi. Bunda Hogwards'ın çok büyük payı olduğunu düşünüyorum. Her birimiz belki kahramanca işler yapmadık, büyük stres altına girmedik ancak herkes okul sıralarından bir kez geçti. Hogwards'ın büyülü ve uçuk yapısı derslerden sıkılan her öğrencinin hayali. Kitabın hayranları sinemadaki Hogwards'ı hiçbir zaman yeterli bulmadılar. Onlar hayal ettikleri Hogwards'da dolaşmak istiyorlardı. Bu sıkıntılı sesleri oyun dünyası duydu ve fanları mutlu edecek Harry Potter oyunları yaptı. Filmlerin aksine, Harry Potter oyunları giderek daha iyi olan ve hatalarından ders alan bir seriye sahip. Tek kötü yanları sadece filmlerle birlikte ortaya çıkıyorlar, çoğu zaman ise filmler gösterimden kalktığında onlarda ortadan kayboluyorlar. Genelde film oyunlarına karşı oyun severlerin büyük bir tepkisi vardı. Ön yargıyla yaklaşırlar, ancak Harry Potter oyunları bunu hep tersine çevirmeye başladı. İlk başta daha çok çocuklara yönelik, içeriği bulmaca dolu basit oyunlar olarak başlayan seri giderek daha karanlık tonlara sahip olmaya başladı. Ana hikayenin de her kitapta pastel tonlarından kurtulmasıyla oyunlar giderek kendini aşmaya başladılar. İlk üç oyun, çocukların hoşça vakit geçireceği eğlenceli oyunlardı. Serinin yaşları daha büyük oyuncular üzerindeki potansiyelini gören yapımcılar, yavaş yavaş onları da mutlu etmenin yolunu bulmaya çalıştılar...

Çok az çocuk okulların açılmasına sevinir. Büyük çoğunluğa eğlenceli yaz tatilini bırakıp sıkıcı okullara dönmek zor gelir. Ancak Hogwards'da okusalardı eminim hepsi, tatili değil de okulun açılmasını bekleyeceklerdi. Harry Potter kendine fantastik edebiyat ve sinemada özel bir yer edindi. Bunda Hogwards'ın çok büyük payı olduğunu düşünüyorum. Her birimiz belki kahramanca işler yapmadık, büyük stres altına girmedik ancak herkes okul sıralarından bir kez geçti. Hogwards'ın büyülü ve uçuk yapısı derslerden sıkılan her öğrencinin hayali. Kitabın hayranları sinemadaki Hogwards'ı hiçbir zaman yeterli bulmadılar. Onlar hayal ettikleri Hogwards'da dolaşmak istiyorlardı. Bu sıkıntılı sesleri oyun dünyası duydu ve fanları mutlu edecek Harry Potter oyunları yaptı. Filmlerin aksine, Harry Potter oyunları giderek daha iyi olan ve hatalarından ders alan bir seriye sahip. Tek kötü yanları sadece filmlerle birlikte ortaya çıkıyorlar, çoğu zaman ise filmler gösterimden kalktığında onlarda ortadan kayboluyorlar. Genelde film oyunlarına karşı oyun severlerin büyük bir tepkisi vardı. Ön yargıyla yaklaşırlar, ancak Harry Potter oyunları bunu hep tersine çevirmeye başladı. İlk başta daha çok çocuklara yönelik, içeriği bulmaca dolu basit oyunlar olarak başlayan seri giderek daha karanlık tonlara sahip olmaya başladı. Ana hikayenin de her kitapta pastel tonlarından kurtulmasıyla oyunlar giderek kendini aşmaya başladılar. İlk üç oyun, çocukların hoşça vakit geçireceği eğlenceli oyunlardı. Serinin yaşları daha büyük oyuncular üzerindeki potansiyelini gören yapımcılar, yavaş yavaş onları da mutlu etmenin yolunu bulmaya çalıştılar...

Ateş Kadehi'nin oyunuyla birlikte, Harry Potter oyunlarının da imajı değişti. Daha ciddi, daha aksiyonlu ve bulmacılı bir hal aldı. Özellikle Ateş Kadehi'nin iki kişiyle oynanabilmesi ona ayrı bir zevk katıyordu. Oyunda Hogwards'ın içinde dolaşabilmek ayrı bir zevkti. Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın oyunuyla birlikte serinin takipçileri hayal ettikleri ortama biraz daha yaklaşmış oldu. Oyunda özgür büyü yapma sistemi ve Hogwards'ın içinde sınırsız dolaşma gibi özellikler bulunuyordu. Ancak bunun da kendi içerisinde bazı sorunları vardı. Artık oyunda sadece Harry'i kontrol etmek zorundaydık. Co-op özellikleri oyundan kaldırılmıştı. Gelişmiş grafikler göz boyuyordu ama aynı zamanda hatalar da yaratıyordu. Büyü sistemi müthiş olmasına rağmen, kontrol sorunları yaşatıyordu. Dev Hogwards'ın içinde dolaşmak birçok oyuncu için kafa karıştırıcı gelmişti. Acemi oyuncular görevlerin yerlerini bulamıyordu. Böyle geniş bir oyunda hata olması normaldir. Ancak Order of the Phoenix'in oyununda oynanışı etkileyen çok ciddi hatalar da vardı. Artı ve eksi yanlarının aynı derecede büyük olduğu az sayıdaki oyundan biriydi. Bu yüzden oyun hak ettiği değere ulaşamadığı gibi, aynı şekilde müthiş bir beğeni de topladı. Kısacası, olumlu yanını görmek isteyen bu tarafa olumsuzları görmek isteyenler ise öbür tarafa yönlendi. Yine bir Harry Potter filmi gösterimde ve yine bir film oyunuyla karşınızdayız. Harry Potter and the Half Blood Prince (Melez Prens) oyunu acaba kendinden önce gelenlerin mirasını iyi şekilde taşıyabilecek mi? Yoksa adına güvenip sadece satış amaçlı için boş bir oyun mu olmuş?

Oyun yapmak büyü yapmaya benzemez

Serinin bir önceki oyunu kendine has özelliklere sahipti. Hogwards'da derslere girip, etrafta dolaşıyorduk. Ünlü karakterleri günlük işlerini yaparken izliyorduk. Sağda solda dolaşan öğrencilerle sohbet etme ve onlara yardım etme gibi aktiviteler de yapılabiliyordu. Melez Prens'in oyunu Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın neredeyse aynısı olmuş. Bazı eklemeler ve çıkartmalar var. Klasik bir "EA bunu her zaman yapıyor" vakasıyla karşı karşıyayız. Order of the Phoenix oyunu müthiş bir serbestlik sunduğu gibi aynı zamanda müthiş hatalar da barındırıyordu. Dövüşler zordu, kamera açıları çok kötüydü. Serbest büyü yapma sistemi müthişti ama hatalar yüzünden fare ile yanlış büyüler yapmak çok olağandı. Harry sürekli sağa sola takılıyordu. Bunlar bir önceki oyunun başlıca sorunlarıydı. Anlaşılan yapımcılar da bu sorunları fark etmiş ve yeni oyunlarında durumu çözmeye çalışmışlar. Önceki oyuna kıyasla birçok sorun çözülmüş ama hepsinin de bir bedeli var.


[Resim: i2.jpg]


Harry Potter and the Half-Blood Prince

Cem Süer
09.08.2009

Çok az çocuk okulların açılmasına sevinir. Büyük çoğunluğa eğlenceli yaz tatilini bırakıp sıkıcı okullara dönmek zor gelir. Ancak Hogwards'da okusalardı eminim hepsi, tatili değil de okulun açılmasını bekleyeceklerdi. Harry Potter kendine fantastik edebiyat ve sinemada özel bir yer edindi. Bunda Hogwards'ın çok büyük payı olduğunu düşünüyorum. Her birimiz belki kahramanca işler yapmadık, büyük stres altına girmedik ancak herkes okul sıralarından bir kez geçti. Hogwards'ın büyülü ve uçuk yapısı derslerden sıkılan her öğrencinin hayali. Kitabın hayranları sinemadaki Hogwards'ı hiçbir zaman yeterli bulmadılar. Onlar hayal ettikleri Hogwards'da dolaşmak istiyorlardı. Bu sıkıntılı sesleri oyun dünyası duydu ve fanları mutlu edecek Harry Potter oyunları yaptı. Filmlerin aksine, Harry Potter oyunları giderek daha iyi olan ve hatalarından ders alan bir seriye sahip. Tek kötü yanları sadece filmlerle birlikte ortaya çıkıyorlar, çoğu zaman ise filmler gösterimden kalktığında onlarda ortadan kayboluyorlar. Genelde film oyunlarına karşı oyun severlerin büyük bir tepkisi vardı. Ön yargıyla yaklaşırlar, ancak Harry Potter oyunları bunu hep tersine çevirmeye başladı. İlk başta daha çok çocuklara yönelik, içeriği bulmaca dolu basit oyunlar olarak başlayan seri giderek daha karanlık tonlara sahip olmaya başladı. Ana hikayenin de her kitapta pastel tonlarından kurtulmasıyla oyunlar giderek kendini aşmaya başladılar. İlk üç oyun, çocukların hoşça vakit geçireceği eğlenceli oyunlardı. Serinin yaşları daha büyük oyuncular üzerindeki potansiyelini gören yapımcılar, yavaş yavaş onları da mutlu etmenin yolunu bulmaya çalıştılar...

Ateş Kadehi'nin oyunuyla birlikte, Harry Potter oyunlarının da imajı değişti. Daha ciddi, daha aksiyonlu ve bulmacılı bir hal aldı. Özellikle Ateş Kadehi'nin iki kişiyle oynanabilmesi ona ayrı bir zevk katıyordu. Oyunda Hogwards'ın içinde dolaşabilmek ayrı bir zevkti. Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın oyunuyla birlikte serinin takipçileri hayal ettikleri ortama biraz daha yaklaşmış oldu. Oyunda özgür büyü yapma sistemi ve Hogwards'ın içinde sınırsız dolaşma gibi özellikler bulunuyordu. Ancak bunun da kendi içerisinde bazı sorunları vardı. Artık oyunda sadece Harry'i kontrol etmek zorundaydık. Co-op özellikleri oyundan kaldırılmıştı. Gelişmiş grafikler göz boyuyordu ama aynı zamanda hatalar da yaratıyordu. Büyü sistemi müthiş olmasına rağmen, kontrol sorunları yaşatıyordu. Dev Hogwards'ın içinde dolaşmak birçok oyuncu için kafa karıştırıcı gelmişti. Acemi oyuncular görevlerin yerlerini bulamıyordu. Böyle geniş bir oyunda hata olması normaldir. Ancak Order of the Phoenix'in oyununda oynanışı etkileyen çok ciddi hatalar da vardı. Artı ve eksi yanlarının aynı derecede büyük olduğu az sayıdaki oyundan biriydi. Bu yüzden oyun hak ettiği değere ulaşamadığı gibi, aynı şekilde müthiş bir beğeni de topladı. Kısacası, olumlu yanını görmek isteyen bu tarafa olumsuzları görmek isteyenler ise öbür tarafa yönlendi. Yine bir Harry Potter filmi gösterimde ve yine bir film oyunuyla karşınızdayız. Harry Potter and the Half Blood Prince (Melez Prens) oyunu acaba kendinden önce gelenlerin mirasını iyi şekilde taşıyabilecek mi? Yoksa adına güvenip sadece satış amaçlı için boş bir oyun mu olmuş?

Oyun yapmak büyü yapmaya benzemez

Serinin bir önceki oyunu kendine has özelliklere sahipti. Hogwards'da derslere girip, etrafta dolaşıyorduk. Ünlü karakterleri günlük işlerini yaparken izliyorduk. Sağda solda dolaşan öğrencilerle sohbet etme ve onlara yardım etme gibi aktiviteler de yapılabiliyordu. Melez Prens'in oyunu Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın neredeyse aynısı olmuş. Bazı eklemeler ve çıkartmalar var. Klasik bir "EA bunu her zaman yapıyor" vakasıyla karşı karşıyayız. Order of the Phoenix oyunu müthiş bir serbestlik sunduğu gibi aynı zamanda müthiş hatalar da barındırıyordu. Dövüşler zordu, kamera açıları çok kötüydü. Serbest büyü yapma sistemi müthişti ama hatalar yüzünden fare ile yanlış büyüler yapmak çok olağandı. Harry sürekli sağa sola takılıyordu. Bunlar bir önceki oyunun başlıca sorunlarıydı. Anlaşılan yapımcılar da bu sorunları fark etmiş ve yeni oyunlarında durumu çözmeye çalışmışlar. Önceki oyuna kıyasla birçok sorun çözülmüş ama hepsinin de bir bedeli var�




Half-Blood Prince ilk olarak elimizden serbestlik hissini almış. Zümrüdüanka'da kitaplardan ve filmlerden hatırlayacağımız büyülü bir haritaya sahiptik. Bu büyülü harita belirli sözlerle açılıyordu. Özelliği ise Hogwards'da bulunan her odayı ve yaşayan herkesi göstermesiydi. Oyuna bu sistem çok iyi şekilde oturtulmuştu. Haritadan istediğimiz yeri seçiyorduk ve yerde beliren ayak izlerini takip edip istediğimiz yere gidebiliyorduk. Melez Prens'de bu sistem kaldırılmış. Onun yerine level (bölüm) bazlı bir sistem gelmiş. Kocaman bir okul içerisindeyiz ama yapacaklarımız sınırlı. Birileri Harry'e ne yapması gerektiğini söylüyor, biz oraya gidip o görevi yapıyoruz. Koca okulun tek faydası bu bölümler arasında dolaşıp etrafı izlemek. Anlaşılan bir önceki oyunda, hayatlarında sadece Harry Potter oynayan kişiler özgürlük konusunda bayağı sorun yaşamışlar. Etrafta bol bol kaybolup yapımcıların başını şişirmişler ki, onlar da bu sistemden vazgeçmiş. Yerine bizi gideceğimiz yere kadar götüren bir hayalet koymuşlar. Görevimizin olduğu yere gitmek için bu hayaleti çağırıyoruz. Hayalet gerekli yerlere bizi götürüyor. Hayaletin animasyonu hoş olmuş, yolda yaptığı muhabbetler komik ve Harry Potter sevenlerin hoşuna gidecek cinsten. Bir önceki oyunda, Hogwards'ın her yerinde gizli odalar ve eşyalar vardı. Onları bularak bonuslar açabiliyorduk. Ne yazık ki bu sistem de kaldırılmış. Yine etraftan bir şeyler topluyoruz ama çok basit bir şekilde. Sağda solda parlayan eşyalar var onların yanından geçerken farenin sol tuşuna basarsak bizlere mini kalkanlar veriyor. Bir de okulda gizli büyük kalkanlar var. Bunlar duvarlarda asılı ya da bir şeyin arkasında saklı. Çok basit büyülerle onları alıp biriktirebiliyoruz. Peki, karşılığında ne alıyoruz? Sadece Harry biraz daha güçleniyor. Oysaki bir önceki oyunda, bu tarz gizli eşyaları bulunca, film ve oyunla ilgili birçok video açılıyordu.

Alıntıdır..!
[Resim: i1.jpg] Savaş, insanlık tarihiyle yaşıt bir eylem. İlk insandan bu yana savaşıyoruz. Büyük ihtimalle türümüz tükenene kadar da savaşacağız. Kendi içimizde başlayan savaş tüm dünyayı sarıyor. Bu konuda o kadar başarılıyız ki, felsefemiz ve bilimimiz savaşlar üzerine kurulu. Savaş bazılarına göre toplu yıkım bazılarına göre ise bir sanat. Eğer savaş bir sanatsa, bunu dijital dünyaya en iyi yansıtanlardan birisi kesinlikle Total War serisidir. İlk önce Japonya'daki acımasız Shogun'ların üstünlük savaşına tanık olduk. Daha sonra ise Medieval: Total War ile Avrupa'nın kontrolünü ele geçirmeye çalışan derebeyleri ve İmparatorlukları yönettik. Zamanda geriye dönüp Roma 'nın dertlerini çözdük. Rome Total War'da soylu ailemizin avantajlarını kullanıp, Roma'nın en güçlü generali ve hatta İmparatoru olup kurtarıcısı olmaya kadar gittik. Bu sırada arada Ortaçağı sallayan Vikinglerle savaştık. Roma kapılarına dayanan Hun'ları yönetip Barbarian İnvasian'la dünyanın en büyük devletlerden birinin başını ağrıttık. Zamanda biraz daha geçmişe gidip Büyük İskender'in fetihlerini gerçekleştirdik. Antik dünyada işimiz bitince, Avrupa 'da yarım kalmış bir işimiz vardı. Daha iyi grafikler ve oynanış ile birlikte Medieval II: Total War'da Ortaçağın mutlak hükümdarı olmak için uğraştık. En son ise oyunun eklenti paketi Kingdoms ile Haçlı seferlerinden, Töton şövalyelerine ve Amerika'da bulunan kabilelerin savaşlarını yönettik. Herkes bir sonraki ek paketi beklerken, etrafta yeni bir Total War 'un ismi geçmeye başladı. Yapımcı The Creative Assembly'nin bu yeni oyunu resmi olarak duyurmasıyla birlikte, Total War sevenler heyecanlı bir bekleyişe girdiler. Ancak bu sefer oyun kılıç kalkan yerine, barut ve tüfekle ilgiliydi. Üstelik deniz savaşları da ön planda olacaktı. Haliyle, bileğinin ve kılıcının keskinliğine güvenen Total War oyuncuları bu değişikliklere endişeyle bakmaya başladılar.


[Resim: i2.jpg]

Her gelen yeni ekran görüntüsüyle bu endişeler giderek artmaya başladı. Yapımcıların bu yeni değişiklikleri nasıl yapacağı merak ediliyordu. Oyunun dövüş sistemi büyük oranla kılıç dövüşlerine yönelik olduğu için, tüfeklerin bu işe nasıl uyum sağlayacağı düşünülüyordu. Uzun bir bekleyişten sonra en sonunda merakların giderileceği oyun geldi. Empire Total War.


Alıntıdır..!
Cevapla

#2
Sağolasın teşekkürler..
[Resim: dMjo5p.png]
Cevapla



Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Prince of Persia’yı biraz bekleyeceğiz! Cruzers 4 508 14.07.2013, Saat: 05:34
Son Yorum: Cruzers
  Gta : III İnceleme GroveLife 1 291 20.04.2013, Saat: 06:14
Son Yorum: WarHeAD
  Dead Space 3′ün ilk inceleme puanları geldi EFS@NE 0 252 06.02.2013, Saat: 02:27
Son Yorum: EFS@NE
  LEGO The Lord of the Rings (PS3 İnceleme) EFS@NE 0 276 05.02.2013, Saat: 04:17
Son Yorum: EFS@NE
  Anarchy Reigns İnceleme (PS3) EFS@NE 0 215 05.02.2013, Saat: 04:15
Son Yorum: EFS@NE

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi

Mc_cEzA Modifiye © 2010 - 2020 - Her Hakkı Saklıdır.